<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>BeNSuM.GeN.TR - Sohbet, Chat, Chat SiteLeri, Sohbet OdaLarı &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.bensum.gen.tr/BeNSuM/saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.bensum.gen.tr</link>
	<description>Sohbet, Chat, Chat Siteleri, Sohbet OdaLarı, OnLine Sohbet, Eglence ve bilgi Portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 06 Jul 2010 11:28:46 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Sorularla Erken Boşalma</title>
		<link>http://www.bensum.gen.tr/saglik/cinsel-saglik/sorularla-erken-bosalma.html</link>
		<comments>http://www.bensum.gen.tr/saglik/cinsel-saglik/sorularla-erken-bosalma.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 21:31:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[ChanServ Komutları]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[boşalma]]></category>
		<category><![CDATA[erken]]></category>
		<category><![CDATA[erken bışalma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bensum.gen.tr/?p=976</guid>
		<description><![CDATA[ERKEN BOŞALMA NE SIKLIKTA GÖRÜLÜR? 
Erken boşalmanın temel belirtileri olan : Boşalma küçük cinsel uyarılarla ve neredeyse kontrolsüz bir şekilde meydana gelmesi, Cinsel tatminde azalma,Suçluluk, utanç ve hayal kırıklığı hissi erkekleri etkileyen en sık görülen seksüel problemdir. Çalışmalar bu problemin erkeklerin %40’ında endişelenmeyi gerektirecek bir boyutta olduğunu göstermektedir. 
ALTTA YATAN FAKTÖRLER NELERDİR?
    [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ERKEN BOŞALMA NE SIKLIKTA GÖRÜLÜR? </p>
<p>Erken boşalmanın temel belirtileri olan : Boşalma küçük cinsel uyarılarla ve neredeyse kontrolsüz bir şekilde meydana gelmesi, Cinsel tatminde azalma,Suçluluk, utanç ve hayal kırıklığı hissi erkekleri etkileyen en sık görülen seksüel problemdir. Çalışmalar bu problemin erkeklerin %40’ında endişelenmeyi gerektirecek bir boyutta olduğunu göstermektedir. </p>
<p>ALTTA YATAN FAKTÖRLER NELERDİR?<br />
     Erken boşalmanın temel belirtileri olan : Boşalma küçük cinsel uyarılarla ve neredeyse kontrolsüz bir şekilde meydana gelmesi, Cinsel tatminde azalma,Suçluluk, utanç ve hayal kırıklığı hissi erkekleri etkileyen en sık görülen seksüel problemdir. Çalışmalar bu problemin erkeklerin %40’ında endişelenmeyi gerektirecek bir boyutta olduğunu göstermektedir. <span id="more-976"></span></p>
<p>ALTTA YATAN FAKTÖRLER NELERDİR? </p>
<p>     Bazen ilk ilişkiden itibaren ortaya çıkabileceği gibi bazı durumlarda da daha önce problemi olmayan bir kişide daha sonra gelişebilmektedir. </p>
<p>     Bazen ilk ilişkiden itibaren ortaya çıkabileceği gibi bazı durumlarda da daha önce problemi olmayan bir kişide daha sonra gelişebilmektedir. </p>
<p>     Düzensiz cinsel ilişki, kişinin düzenli boşalamıyor olması burada önemli bir faktördür.Ayrıca ilişkiye verilen önem ve gerginlik yani performansın çok önemli olarak algılandığı durumlarda da ortaya çıktığı görülmektedir. </p>
<p>     Kişinin ilişkiyi algılayış şekli önemlidir: İlk cinsel deneyimlerin sağlıklı olmayan ortamlarda yaşandığı durumlarda kişinin aşırı gergin ve bir performans gösterme gereği içerisinde ilişkiye yaklaştığı durumlarda erken boşlamanın sık görüldüğünü görmekteyiz.</p>
<p>     Kişinin olaya verdiği değer, önemin fazla olması, yani performans anksiyetesinin yoğunluğu, düzensiz cinsel ilişki ya da nörojenik hassasiyetin varlığı erken boşalmayı yaratmada önemli faktörler olarak görülmektedir. </p>
<p>FİZİKSEL BİR NEDENİ DE OLABİLİR Mİ? </p>
<p>Genellikle altta yatan neden psikolojik olsa da nadiren fiziksel bir neden (prostat bezi inflamasyonu veya sinir sistemi fonksiyon bozukluğu gibi) de etken olabilir: </p>
<p>- Sempatik sinir sistemi hasarı (örneğin abdominal ameliyat sonrası)<br />
- Prostat hipertrofisi ve prostatitis<br />
- Üretrit<br />
- Diabetes Mellitus (şeker hastalığı)<br />
- Bölgesel genito-üriner hastalık<br />
- Bölgesel duyu hasarı<br />
- Polisitemi<br />
- Polinörit vb. gibi organik faktörler etkili olabilir. </p>
<p>ERKEN BOŞALMA DAHA SIK OLARAK HANGİ YAŞLARDA GÖRÜLÜR? </p>
<p>     Her yaşta olmakla beraber en çok genç erkeklerde görülür. Erken boşalma erkeğin yaşından çok seksüel deneyiminin yeni olmasından (yeni bir partner , vb) kaynaklanmaktadır. Ancak yaş ilerledikçe ikincil ereksiyon için gereken sürenin uzaması, tam ereksiyona ulaşamamadan dolayı başvurular sıkça olmaktadır. Ereksiyon tam olamayınca erken boşalma kaçınılmaz olmaktadır. Çoğu zaman evliliklerde eşler bu sorunu kabullenmiş görünüyor, oysa evlilik dışı bir ilişkiye girildiğinde yeni partner için bu sorun büyük paniğe yol açabiliyor. </p>
<p>TEDAVİSİ NEDİR? </p>
<p>     Öncelikle erkeğin psikolojik yapısını inceleyip psikosomatik bir durum var mı, yoksa uyarıyı arttıran özel bir sebep var mı, onu araştırıyoruz. Önemli olan bir uzmana başvurulması. Erken boşalma sorunu da olsa erkekler bir uzmana başvurarak bu konuyu anlatmaya çekiniyor.</p>
<p>     Kişinin boşalmanın kontrolünü elde etmesi için bazı ev ödevleri verilir. Kişinin kendisinin ve eşiyle beraberken yapacağı birtakım çalışmalardan oluşur. Burada kişinin boşalmanın kontrolünü sağlaması için egzersizler oluşturmaktadır. İlaç tedavileri de destek olarak verilmekle birlikte ev ödevleriyle kişinin ilaca bağımlı olmaksızın kendi başına kontrolü sağlaması amaçlanmaktadır. </p>
<p>     Tedavide, kişinin olayı algılayış biçimi, partnerinin olup olmaması ve onunla beraber terapiye gelmesi çok önemlidir.</p>
<p>     Cinsel tedaviler eğer kişinin başka bir kişilik veya ilişki problemi varsa uygun değildir. Öncelikle kişinin diğer problemlerinin ele alınması ve tedavisi gerekir.Çünkü bu problemler cinsel tedavide engel oluştururlar.Örneğin: kişinin depresyonu ya da partner problemi , boşanma döneminde cinsel tedaviden önce depresyonunun ve ilişki problemlerinin düzenlenmesi gerekmektedir. </p>
<p>EGZERSİZLER </p>
<p>     Tedavide egzersizler kişinin kendi başına yapacağı çalışmalar ve partneriyle yapacağı çalışmalar şeklinde düzenlenmektedir. </p>
<p>     Erken boşalmada boşalma refleksif hale gelmeden kişinin bunu hissetmesi ve durdurması hedeflenir. Çok erken boşalan kişide, bu noktada herhangi bir egzersiz (sıkma, germe, çift yönlü germe) uygun değildir. </p>
<p>     En sık olarak sıkıştırma / sıkma tedavisi de kullanılmaktadır. Cinsel ilişki sırasında veya öncesinde eğer erkek erken boşalma olacağını hissederse cinsel ilişkiye ara verir ve kendisi veya eşi penisi baş ve işaret parmakları ile kavrayarak sıkar; ve penisin uç kısmının hemen gerisine yaklaşık 20 saniye süresince hafif bir basınç uygular, daha sonra cinsel ilişkiye baştan başlanır. Bu yöntem gerektiği kadar sıklıkla uygulanabilir. Basit bir eğitim şekli de ilişki halinde veya mastürbasyon yaparken: penisinizi sizin yada partnerinizin uyarması fakat boşalmadan hemen önce bu uyarıyı durdurması, 30-60 sn. uyarıyı durdurduktan sonra tekrar uyarması ve boşalmadan az önce durdurması şeklinde bir siklusu 5-6 kere tekrarladıktan sonra ancak boşalmaya izin vermektir. </p>
<p>     Burada unutulmaması gereken husus, hasta ve partnerinin verilen ödevleri algılayabilecek düzeyde olması ve öncelikle diğer tetkiklerinin tamamlanmış olarak bu terapilere başlanmasının önemidir. </p>
<p>TEDAVİDE DİĞER YÖNTEMLER: </p>
<p>     Düzenli bir cinsel yaşam ve sürekli bir partner öneriyoruz. Ayrıca İlaç tedavisi &#8211; dopamine antagonistleri &#8211; antidepresanlar &#8211; anksiyolitikler &#8211; Anestezik etkili losyon/kremler de davranış terapiye ek olarak önerebiliyoruz. Ayrıca yoga meditasyondan da fayda görüldüğünü belirten çalışmalar mevcuttur.<br />
     Davranış tedavisinin başarı oranı %60-90 arasındadır. Ancak, eşlerin birbiri ile uyumunun iyi olması gerekir ve tedavi edildikten sonra da erken boşalma tekrarlayabilir. </p>
<p>ERKEN BOŞALMANIN ETKİLERİ NELERDİR? </p>
<p>     Bir çok erkek zaman zaman erken boşalma problemi yaşamakta ve sonradan kendileri bu sorunu çözmektedirler. Tedavi gerektiren durumlarda ise oldukça başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir.</p>
<p>     Kalıcı “erken boşalma” hem erkeğin hem partnerinin seksüel fonksiyonları üzerine zararlı etkileri vardır. Çoğu erkek ilk ilişkilerinde erken boşalma eğilimindedir. Erkeğin cinsel deneyimlerinin sayısı arttıkça ve sevişmenin yapılabildiği uygun ortamlar doğdukça daha güvenli olur ve erkek kendini tutmayı öğrenir. Çoğu erkek bu problemin üstesinden gelir ama bazıları bir uzmanın görüşüne ihtiyaç duyar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bensum.gen.tr/saglik/cinsel-saglik/sorularla-erken-bosalma.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erken Boşalmada Öneriler</title>
		<link>http://www.bensum.gen.tr/saglik/cinsel-saglik/erken-bosalmada-oneriler.html</link>
		<comments>http://www.bensum.gen.tr/saglik/cinsel-saglik/erken-bosalmada-oneriler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 21:28:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsel Sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bensum.gen.tr/?p=974</guid>
		<description><![CDATA[ Bu egzersizler veya tedaviler sonucunda boşalmada yeteri kadar geciktirme sağlanınca, &#8220;ben iyileştim ön yargısı&#8221; ile hareket etmek doğru değildir. Israrla vurguladığımız gibi erken boşalma bir hastalık olmadığına göre, boşalmanın geciktirilmesi, bir hastalıktan kurtuluş değildir. Böyle bir yargı, ardından gelen cinsel ilişkilerde öğrenilenlerin ihmal edilmesiyle heyecanın artmasına ve sorunun tekrarlamasına yol açabilir. Aslında en doğru [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Bu egzersizler veya tedaviler sonucunda boşalmada yeteri kadar geciktirme sağlanınca, &#8220;ben iyileştim ön yargısı&#8221; ile hareket etmek doğru değildir. Israrla vurguladığımız gibi erken boşalma bir hastalık olmadığına göre, boşalmanın geciktirilmesi, bir hastalıktan kurtuluş değildir. Böyle bir yargı, ardından gelen cinsel ilişkilerde öğrenilenlerin ihmal edilmesiyle heyecanın artmasına ve sorunun tekrarlamasına yol açabilir. Aslında en doğru olanı, erkeklerin boşalma kontrolü sağlamayı öğrenmesi ve bu tecrübelerini her cinsel ilişkide kullanmaya çalışmasıdır. Ayrıca erken boşalmayı önlemek için aşağıdaki önerilere de kulak asılmasında fayda vardır:<span id="more-974"></span> </p>
<p>Açık havada dolaşın<br />
Heyecanlardan ve önyargılardan uzaklaşın<br />
Sık banyo yapın<br />
Sinir sistemini dinlendirici ortamlarda bulunun<br />
Hafif alkol alın<br />
Her erkeğin bazen erken boşalabileceğini unutmayın, bu normaldir<br />
Erken boşaldığınızda her şeyi yitirdiğinizi düşünmeyin, önemli olanın partnerinizle birlikte olmak olduğunu ve her ikinizin de hoşuna giden bir şeyler yapabileceğinizi düşünün<br />
Eşinize karşı daima sağlıklı ve uyumlu düşünceler besleyin<br />
Cinsel birleşim öncesi aşk oyunlarını ciddiye alın<br />
Çift olarak birlikte orgazm olmayı arzulayın, bunun için daha önce bir işaret kararlaştırın ve zamanı gelince bu işaretten yararlanın<br />
Psikoterapik yardım almaktan çekinmeyin<br />
Cinsel ilişkide kendinizi kanıtlamak zorunda hissetmeyin<br />
Aşk kaslarınızı kasıp gevşeterek boşalmanızı geciktirebilirsiniz<br />
Herkesin cinsel sorunlar yaşayabileceğini unutmayın<br />
Sık sık çiş yapın ve çiş yaparken kendinizi tutup bırakın, böylece aşk kaslarınızı kontrol etmeyi öğrenebilirsiniz<br />
Erkeklerin penisin baş kısmı ve çevresinin uyarılmasıyla büyük heyecan duyduğunu unutmayın<br />
Kendinizi yetersiz veya suçlu hissetmekte aceleci olmayın<br />
Yavaşça giriş yapın, penisi olanaklı olduğu kadar derine yerleştirin, hafif hareketlerle devam edin, fazla uyarıldığınızı duyumsadığınızda gidip gelme hareketlerini hemen durdurun, penisinizin başı içeride kalacak şekilde hızla geri çekin, sakinleşene kadar derin derin nefes alıp bekleyin<br />
Cinsel ilişki sırasında hareketlerinize zaman zaman ara verin, heyecanınızı yatıştırabilmek için dinlenin ve dinlenirken duyguları alevlenen ve sabırsız duruma gelen partnerinizi okşayarak ve klitorisiyle oynayarak uyarmayı ihmal etmeyin<br />
Her gece yatmadan önce, kendinizi kontrol ettiğiniz uzun bir cinsel birleşmenin hayalini kurun. Yapacağınız bu &#8220;fantezi modellemesi&#8221;, boşalmanın geciktirilmesini önceden planlamanızı kolaylaştıracaktır<br />
Erkeklerin ilk birleşmede boşalma süresi daha kısadır ikincisinde daha geç boşalırlar. Bu nedenle ilk birleşmede ön sevişme zamanını uzun tutun ve partnerinizin yeterince uyarılmasını sağlayın. İkincisin de ise partneriniz sizi daha çok uyarsın<br />
Eşinizle sorunlarınızı konuşun ve kesinlikle iletişim eksikliği gelişmesine izin vermeyin. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bensum.gen.tr/saglik/cinsel-saglik/erken-bosalmada-oneriler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bel Soğukluğu</title>
		<link>http://www.bensum.gen.tr/saglik/bel-soguklugu.html</link>
		<comments>http://www.bensum.gen.tr/saglik/bel-soguklugu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2009 21:27:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bel soğukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bensum.gen.tr/?p=972</guid>
		<description><![CDATA[Cinsel temasla bulaşan erkeklerde sıklıkla üretrit (idrar kanalı iltihabı) ve bel soğukluğu, kadınlarda ise sıklıkla servisit (rahim ağzı bölgesi iltihabı) yapan bir hastalıktır. 
Etken mikroorganizma (Neisserria Gonorhea) bu hastalıkların yanısıra farenjit gibi boğaz enfeksiyonlarına da yol açabilmektedir.
Hastalık sıklıkla belirti vermez (asemptomatiktir). Eğer belirti verirse şikayetler 1-30 gün sonra ortaya çıkar. Bunlar:
Cinsel organdan gelen sarımtırak ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cinsel temasla bulaşan erkeklerde sıklıkla üretrit (idrar kanalı iltihabı) ve bel soğukluğu, kadınlarda ise sıklıkla servisit (rahim ağzı bölgesi iltihabı) yapan bir hastalıktır. </p>
<p>Etken mikroorganizma (Neisserria Gonorhea) bu hastalıkların yanısıra farenjit gibi boğaz enfeksiyonlarına da yol açabilmektedir.</p>
<p>Hastalık sıklıkla belirti vermez (asemptomatiktir). Eğer belirti verirse şikayetler 1-30 gün sonra ortaya çıkar. Bunlar:</p>
<p>Cinsel organdan gelen sarımtırak ve kıvamlı sıvı<br />
Adet dışı kanama<br />
Kronik kasık ağrısı<br />
İdrar yapma esnasında ağrı ve yanma hissi<br />
Sık idrara çıkma<br />
Boğaz ağrısı şeklindedir. <span id="more-972"></span></p>
<p>Tedavi edilmediği takdirde üretra (idrar kanalı) ve fallop tüpleri geri dönüşümsüz zarar görerek sterilite (kısırlık) olabilir.<br />
Erken teşhis ile tedavisi son derecede kolaydır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bensum.gen.tr/saglik/bel-soguklugu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelik ve Şeker Hastalığı</title>
		<link>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/gebelik-ve-seker-hastaligi.html</link>
		<comments>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/gebelik-ve-seker-hastaligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2009 16:45:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte diyabet]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte şeker hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte şeker hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[şeker hastalığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bensum.gen.tr/?p=903</guid>
		<description><![CDATA[Gebelikte şeker hastalığı ne demektir? 
Şeker hastalığı (diyabet) kanda yüksek şeker düzeylerine neden olan bir durumdur. Bazı kadınlarda gebe kalmadan önce diyabet mevcuttur. Bazı diğer kadınlarda ise “gestasyonel diyabet” olarak adlandırılan durum şeklinde gebelikte meydana gelir. Yaklaşık %3 kadında gebelikte kan şeker düzeyi bozuklukları görülür. 
Gebelik süresince hormonlar, tüm gebe kadınlarda, normal sayılan bir kan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelikte şeker hastalığı ne demektir? </p>
<p>Şeker hastalığı (diyabet) kanda yüksek şeker düzeylerine neden olan bir durumdur. Bazı kadınlarda gebe kalmadan önce diyabet mevcuttur. Bazı diğer kadınlarda ise “gestasyonel diyabet” olarak adlandırılan durum şeklinde gebelikte meydana gelir. Yaklaşık %3 kadında gebelikte kan şeker düzeyi bozuklukları görülür. </p>
<p>Gebelik süresince hormonlar, tüm gebe kadınlarda, normal sayılan bir kan şeker düzeyi yüksekliğine neden olur. Eğer bu kan şeker düzeyi yüksekliği nedeni ile vücudunuzda problemler meydana gelirse, gebelikte diyabet hastalığı ortaya çıkabilir. Özel bir diyete başlamanız gerekebilir; hatta insülin enjeksiyonlarına ihtiyacınız olabilir. </p>
<p>Eğer gebe kalmadan önce diyabetiniz var ise, gebelik süresince kan şeker düzeyinizi kontrol altında tutabilmeniz öncekine nazaran daha zor bir hale gelebilir. İnsülin dozunuzu değiştirmeniz gerekebilir. </p>
<p>Eğer gebelik öncesinde veya süresince diyabet tedavi edilmezse şu problemler ortaya çıkabilir: </p>
<p>Kanınızdaki yüksek şeker düzeyleri, bebeğin çok irileşmesine neden olabilir. İri bebeklerde, doğum öncesinde ve sırasında daha çok problem ortaya çıkma riski vardır.<br />
Bebekte, kalp, böbrek ve omurga anomalileri olabilir.<br />
Gebelik esnasında, “pre-eklampsi” olarak adlandırılan yüksek tansiyonunuz olabilir ve bu durum sizde veya bebekte sorunlara yol açabilir.<br />
Erken doğum eyleminiz olabilir (gebeliğin 37. haftası sonlanmadan önce) veya bebeğin erken doğurtulmasını gerektiren durumlar ortaya çıkabilir.<br />
Bebeğin doğumunu takiben, “hipoglisemi” olarak adlandırılan kan şeker düzeyinde düşüklük olabilir.<br />
Bebeğin doğumunu takiben, akciğerleri tam gelişemediği için solunum problemleri ortaya çıkabilir. <span id="more-903"></span><br />
Eğer gebelik öncesinde ve süresince doğru bir tedavi alıyor ve düzenli kontrollerinizi yaptırıyorsanız, sağlıklı bir bebek doğurabilme şansınız yüksektir. </p>
<p>Şeker hastalığı (diyabet) nasıl meydana gelir?</p>
<p>İnsülin, pankreas tarafından salgılanan bir hormondur. Vücudunuzda, şekerin enerjiye dönüştürülmesinde rol oynar. Gebelik hormonları, insülinin çalışma şeklini değiştirebilir. Bu nedenle gebelikte pankreas normalden daha fazla insülin salgılar. Bazen pankreas, kan şekeri düzeyini kontrol edecek kadar yeterli insülini salgılayamaz ve diyabet meydana gelir. Doğumdan sonra kan şeker seviyeleri genellikle normale döner ve diyabetik durum ortadan kalkar. </p>
<p>Neden bazı insanlarda diyabet geliştiği ve bazı diğerlerinde gelişmediği henüz bilinememektedir; ancak bu durumun kalıtımsal olduğu tahmin edilmektedir. </p>
<p>Şeker hastalığı (diyabet) Belirtiler nelerdir?</p>
<p>Pek çok gebe kadın diyabetin belirtilerini fark etmemektedir; ancak idrar ve kan testleri ile diyabetin varlığı gösterilebilir. Diyabetin bazı belirtileri şunlardır: </p>
<p>Susuzluk hissi<br />
Kilo kaybı<br />
Çok fazla yemek yemek<br />
Çok fazla miktarda idrar yapmak<br />
Açıklanamayan yorgunluk </p>
<p>Diyabeti olan bir kadın gebe kalırsa, gebelik esnasında hastalığın kontrolünün zorlaşacağını ve daha kötüleşebileceğini bilmelidir. </p>
<p>Şeker hastalığı (diyabet) nasıl teşhis edilir?</p>
<p>Tüm gebe kadınların diyabet açısından taranmasının gerekliliği vurgulanmaktadır. Aşağıda belirtilen özellikleri taşıyan kadınlar, gebelikte diyabetin ortaya çıkması açısından risk altındadırlar ve şeker hastalığı açısından taranmaları gerekmektedir: </p>
<p>Ailede diyabet öyküsü<br />
Şişmanlık, özellikle 90 kilogram üstü<br />
Daha önce 4000 gram üstü bebek doğurmuş olmak<br />
Daha önce ölü bebek doğurmuş olmak<br />
Daha önce doğum anomalisi bulunan bebek doğurmuş olmak<br />
Daha önce düşük yapmış olmak<br />
35 yaş üzerinde olmak </p>
<p>Eğer diyabet geliştirme açısından risk altındaysanız, ilk gebelik muayenenizde ve sonraki takiplerinizde diyabet için tarama yapılacaktır. Eğer herhangi bir risk altında olduğunuz bilinmiyorsa, 24 ila 28. gebelik haftalarında tarama yapılacaktır. Tarama, şekerli bir sıvı içilmesini takiben, 1 saat sonra, bir kan örneği alınmasından ibarettir. </p>
<p>Bu ilk testin sonucu normal değil ise, doktorunuz size 3 saatlik “glikoz tolerans testi” yapacaktır. Bu test için, bir gecelik açlığı takiben bir kan örneği alınmakta; takiben şekerli bir sıvı içimi sonrasında 3 kez olmak üzere her saat başı kan alınmaktadır. </p>
<p>Şeker hastalığı (diyabet) nasıl tedavi edilir?</p>
<p>Eğer gebeliğiniz esnasında diyabet gelişirse, kan şekeri düzeyinizi aşağıdaki yöntemler ile kontrol altında tutmanız gerekecektir: </p>
<p>Evde kendi kan şeker düzeyinizi kontrol etmek<br />
Özel bir diyet yapmak<br />
Düzenli hafif egzersiz yapmak </p>
<p>Gebelik diyabeti olan bazı kadınların, kan şekeri düzeyini kontrol altında tutmak için insülin almaya da ihtiyaçları olabilir. </p>
<p>Eğer gebe kalmayı planlayan bir diyabet hastası iseniz, gebeliğe hazırlanmak için önceden doktorunuzla konuşmalısınız. Gebe kalmadan önce iyi bir kan şeker kontrolünün olması çok önemlidir. Gebe kaldıktan sonra da ayrıca şunlara dikkat etmeniz gerekmektedir: </p>
<p>Evde daha sık bir kan şeker kontrolü<br />
Diyetinizde değişiklik<br />
İnsülin dozlarınızda sık değişiklikler<br />
Doktorunuza haftalık vizitler </p>
<p>Bebeğinizin sağlığını kontrol etmek için, ek ultrason taramaları ve elektronik fetal monitorizasyonları (NST) gerekmektedir. Doktorunuz ultrason ile, bebeğin vajinal yoldan doğamayacak kadar iri olup olmadığını tespit edebilir; ayrıca bebeğin normal gelişimini kontrol edebilir. Elektronik fetal monitorizasyon (NST) ise, bebeğinizin kalp atımlarını, aktivitesini ve rahminizin kasılmalarını takip eder. </p>
<p>Doğum eyleminiz esnasında, kan şekeriniz çok yakından takip edilecek ve sık kan şeker takipleri yapılacaktır. Eylem esnasında kan şekerinizin kontrolü için, damardan şekerli sıvı ve insülin verilmesi gerekebilir. </p>
<p>Hastalığın etkileri ne kadar sürer?</p>
<p>Gebeliği esnasında diyabet ortaya çıkan pek çok kadında, bebeğin doğumunu takiben bu durum geçer. Doğumdan sonra, normale dönen hormonal denge nedeniyle, vücudun insülin ihtiyacı azalır. Buna rağmen, bu kadınlarda, gelecek 15 ila 20 yıl içerisinde diyabet gelişme riski artmıştır. Bu riskin azaltılması için gebelikten sonra kilo kaybetmelisiniz. Ayrıca diyetinizin sağlıklı olmasına dikkat etmelisiniz. Doktorunuz belirli aralıklarla kan şekeriniz takip edecektir. </p>
<p>Gebelik öncesinde diyabetiniz var idiyse, muhtemelen gebelik öncesindeki durum ve tedavi düzeninize geri döneceksinizdir. Bununla beraber, diyabet komplikasyonları gebelikte daha ciddi hale gelebilir. Eğer gebelik öncesinde iyi bir kan şeker kontrolünüz yok idiyse, bebeğiniz doğum anomalileri açısından yüksek risk altındadır. Doktorunuzla bu riskleri konuşun. </p>
<p>Eğer bir gebeliğiniz esnasında diyabet ortaya çıktıysa, sonraki gebeliklerinizde diyabet ortaya çıkma riskiniz artmıştır. Bir sonraki gebeliğinizde, erken dönemde diyabet açısından taranmalısınız. </p>
<p>Kendimi nasıl koruyabilirim?</p>
<p>Doktorunuz tarafından önerilen diyet, tedavi ve egzersiz programını takip etmek<br />
Kan şeker düzeyinizi kontrol altında tutmak. Bir gün içinde bir veya daha fazla defalar kan şeker düzeyinizi ölçmek durumunda kalabilirsiniz.<br />
Size verilen tedaviyi aynen uygulamak.<br />
Doktorunuz ile tüm randevularınıza gitmek. </p>
<p>Gebelik esnasındaki diyabetin ortaya çıkmasından veya diyabetin gebelikteki muhtemel komplikasyonlarından kendimi nasıl koruyabilirim? </p>
<p>Sağlıklı kilonuzu koruyun.Gebeliğe sağlıklı ağırlık ile başlamak, vücudunuza daha az bir yük getirir. Bunu başarabilmek için uzun dönem bir planlama yapılmalıdır. “Şok diyet”ler daima akılsızca bir yaklaşımdır; ayrıca gebelik esnasındaki bir kilo kaybı tehlikeli olabilir. </p>
<p>Eğer gebeliğin meydana getirmediği bir diyabetiniz var ise, gebe kalmadan önce en az 3 ay normal kan şekeri düzeylerini korumalı ve bu iyi kan şekeri kontrolünü gebelik süresince de devam ettirmelisiniz. Doğum anomalilerini önlemek için en kritik zaman aralığı gebeliğin 8 ila 10. haftaları arasındadır. Bu dönemde, çoğu kadın henüz gebe olduğunu bile bilmemektedir. Eğer diyabet hastası iseniz, gebeliğinizi planlamanız ve sağlığınızı doktorunuz ile her aşamada ile takip etmeniz gerekmektedir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/gebelik-ve-seker-hastaligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelik (Hamilelik) Döneminde İlaç Kullanımı</title>
		<link>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/gebelik-hamilelik-doneminde-ilac-kullanimi-2.html</link>
		<comments>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/gebelik-hamilelik-doneminde-ilac-kullanimi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2009 16:42:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anne]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[doğum]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte ilaç kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte ilaç kullanımı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bensum.gen.tr/?p=901</guid>
		<description><![CDATA[Gebelik boyunca gerekli durumlarda ilaç kullanımı mümkündür. Ancak temel prensip, gerekli olduğu bilinen folik asit, kalsiyum ve demir gibi desteklerin dışında mümkün olduğunca ek ilaç kullanılmamasıdır. 
Çünkü kullanılan ilaçların bazı durumlarda yeni gelişmekte olan bebeğin organ taslakları üzerinde olumsuz etkileri olabilmektedir. Doğumsal sakatlıkların yaklaşık olarak %2-4&#8242;ünün gebelikte kullanılan ilaçlara veya toksik maddelere maddelere bağlı olduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelik boyunca gerekli durumlarda ilaç kullanımı mümkündür. Ancak temel prensip, gerekli olduğu bilinen folik asit, kalsiyum ve demir gibi desteklerin dışında mümkün olduğunca ek ilaç kullanılmamasıdır. </p>
<p>Çünkü kullanılan ilaçların bazı durumlarda yeni gelişmekte olan bebeğin organ taslakları üzerinde olumsuz etkileri olabilmektedir. Doğumsal sakatlıkların yaklaşık olarak %2-4&#8242;ünün gebelikte kullanılan ilaçlara veya toksik maddelere maddelere bağlı olduğu düşünülmektedir. </p>
<p>İlaç alındıktan sonra annenin kanına karışan ilaç etken maddesi, plasenta adı verilen ve bebeği beslemekkle görevli organ aracılığıyla bebeğe geçebilmektedir. Bebek kanında bulunan ilaç çeşitli yollarla zarar verebilir. <span id="more-901"></span></p>
<p>1) Bebeğin gelişim sürecinde organlarının zarar görmesine, sakat doğmasına ve hatta anne karnında ölümüne neden olabilir. </p>
<p>2) Sigara örneğinde olduğu gibi plasentada hasar oluşturarak bebeğin gelişimini kısıtlayabilir </p>
<p>3) Rahim duvarı kaslarının kasılmasına neden olarak dolaylı bir şekilde bebek kanlanmasını etkileyebilir. </p>
<p>İlaçların bebek üzerindeki zararlı etkileri alınan ilaç tipi, dozu ve bebeğin gelişimsel dönemi ile ilgilidir. İlaç gebeliğin çok erken bir döneminde alınmışsa yani embriyo oluştuktan sonraki 15-18 gün içinde alındıysa &#8220;hep ya da hiç&#8221; kuralı geçerlidir. Yani aslında bu dönem kabaca adet gecikmesi olmadan önceki dönemi. diğer bir deyişle bu dönemde alınan maddenin eğer embryoya zararlı bir etkisi olursa embriyo ölür ve gebelik sona erer. Bu dönemde etkilenmeye bağlı olarak sakatlık oluşma ihtimali olmaz. </p>
<p>Bebeğin ilaçlar ve toksik maddeler açısından en hassas olduğu dönem gebelik oluştuktan sonraki 17-90 gün arasıdır. Bu dönem kabaca adet gecikmesinden sonra başlar ve 12. haftaya kadar devam eder. Bu dönem bebeğin organ taslaklarının oluştuğu dönemdir. Gelişmekte olan organlar üzerine toksik etki yapabilen ilaçlar, bu dönemde kullanılırsa doğumsal sakatlıklara neden olabilirler. </p>
<p>11-12. haftadan sonra yani organ taslakları oluştuktan sonra kullanılan ilaçlar ayrıca önemli bir sakatlığa sebep olmasalar bile eğer zararlı iseler organların fonksiyonlarını bozarak bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebilirler. </p>
<p>İlaçların gebelik üzerine olan zararlı etkilerini saptamak için hayvanlarda ve insanlarda deneysel çalışmalar yapılır. Bu çalışmalara dayanarak, gebeliğe etkileri açısından ilaçlar beş gruba ayrılmıştır. </p>
<p>A grubu ilaçlar : insanlarda herhangi bir risk olmadığı saptanmış ilaçlardır. </p>
<p>B grubu ilaçlar : hayvan deneylerinde risk görülmemiştir, ancak insanlarda çalışma yapılmamış ilaçlar veya hayvan çalışmalarında risk saptanmış ancak insanlarda herhangi bir risk izlenmemiş ilaçlardır. </p>
<p>C grubu ilaçlar : ilaçla ilgili olarak hayvan ve insan çalışması yapılmamış veya hayvanlarda risk saptanmış ancak insan çalışması yapılmamış ilaçlardır. </p>
<p>D grubu ilaçlar : insan çalışmalarında riskli olduğu gösterilmiş, çok özel durumlar dışında gebelikte kullanılamayacak ilaçlardır. </p>
<p>X grubu ilaçlar : Gebelikte kesinlikle kullanılamayacak ilaçlar bu gruba girer. </p>
<p>Gebelik boyunca eğer hekim tarafından herhangi bir nedenle bir ilaç kullanılması gerekiyorsa en fazla C kategorisine kadar olan ilaçlar tercih edilir. </p>
<p>Gebelikte en sık ilaç kullanımı gerektiren hastalıklar şunlardır. </p>
<p>Solunum sistemi hastalıkları </p>
<p>Sindirim sistemi hastalıkları </p>
<p>İdrar yolları iltahaplanmaları </p>
<p>Vajinal akıntıları </p>
<p>Diabet (şeker hastalığı) </p>
<p>Tansiyon Yükselmeleri </p>
<p>Elbette sıklıkla başvurulan ilaçlardan olan ağrı kesiciler, antibiyotikler, vitaminler gibi bazı ilaçlar hakkında her Doğum hekiminin temel bilgisi vardır. Ancak günümüzde piyasada yüzlerle ifade edilen sayıda değişik ilaçların bulunmasından dolayı hangi ilacın hangi kategoriye girdiğini akılda tutmanın pek imkanı yoktur. </p>
<p>Gebelikte ilaçların etkilerini derleyen özel bazı kitaplar ve internet gibi en güncel bilgileri sunan bir araç elimizde olduğundan gerekli oldukça hekimler bu araçlardan yararlanmakta ve hastalarını aydınlatmaktadırlar. </p>
<p>Gebe kadının ilaç kullanımı konusunda dikkat etmesi gereken en önemli konu reçetesiz eş,dost, komşu ve akraba tavsiyesi ile ilaç kullanmamasıdır. </p>
<p>Gebelikte kullanılan ilaçların yan etkileri sadece gözle görülür anormallikler olarak tanımlanmıştır. Oysa ilaç ve diğer zararlı etkenlerin doğum sonrasında da insanı yaşamı boyunca organik, fonksiyonel ve ruhsal olarak etkileyebileceği de akıldan çıkmamalıdır. </p>
<p>Herhangi bir nedenle ilaç kullanması gereken gebelerin mutlaka öncesinde kendilerini takip eden hekime danışmaları gerekmektedir. </p>
<p>Diğer önemli bir konu da sadece gebelerin değil, herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmayan ve gebelik isteyen kadınların da adetlerinin ikinci yarısında gebe kalabileceklerini düşünerek bebeğe zarar verebilecek ilaçlardan kaçınmalarıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/gebelik-hamilelik-doneminde-ilac-kullanimi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamileliğe hazırmısınız?</title>
		<link>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/hamilelige-hazirmisiniz.html</link>
		<comments>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/hamilelige-hazirmisiniz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2009 16:40:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[annelik]]></category>
		<category><![CDATA[bebek]]></category>
		<category><![CDATA[gebe]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bensum.gen.tr/?p=899</guid>
		<description><![CDATA[Hamileliğe hazırmısınız?
Artık kendinizi anne olmaya hazır hissediyorsunuz. Peki hamilelik ten önce dikkat etmeniz gereken faktörler olduğunu biliyor musunuz? Gebelik döneminde olduğu gibi öncesinde de anne ve bebek sağlığı açısından bilmeniz gereken noktalar var. Biz de konu ile olarak Ferti – Jin Kadın Sağlığı Merkezi’nden Op. Dr. Murat Taşdemir ile söyleştik. 
Soru: Hamile kalmaya karar veren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hamileliğe hazırmısınız?</p>
<p>Artık kendinizi anne olmaya hazır hissediyorsunuz. Peki hamilelik ten önce dikkat etmeniz gereken faktörler olduğunu biliyor musunuz? Gebelik döneminde olduğu gibi öncesinde de anne ve bebek sağlığı açısından bilmeniz gereken noktalar var. Biz de konu ile olarak Ferti – Jin Kadın Sağlığı Merkezi’nden Op. Dr. Murat Taşdemir ile söyleştik. </p>
<p>Soru: Hamile kalmaya karar veren kişiler yaşam tarzlarında bir değişikliğe gitmeli mi? </p>
<p>Op.Dr. Murat Taşdemir: Günümüzde gebeliğin ilk haftalarının önemi daha iyi anlaşılmıştır. İlk 12 haftada bebeğin organları oluşur. Birçok kadın henüz gebe olduğunu anlamadan bebeğin birçok organı gelişmiştir. Anne adayının yaşam şekli gelişmekte olan bebeği etkiler. Bu nedenle çocuk sahibi olmaya karar veren çiftler yaşam tarzlarını gözden geçirip düzenlemelidir. </p>
<p>soru: Sigara, alkol, kafein gibi alışkanlıkları hamilelik öncesinde bırakmak gerekir mi? </p>
<p>Op.Dr. Murat Taşdemir: Sigara içen kadınlarda bir yıl içinde gebe kalabilme olasılığı sigara içmeyenlere göre % 25 daha düşüktür. Sigara yumurta kalitesini bozar, yumurtanın döllenmesini ve döllenen yumurtanın rahme tutunmasını zorlaştırarak gebeliği önler. </p>
<p>Sigara içen kadınlarda dış gebelik ihtimali de artar. Bu nedenlerden ötürü gebeliğe hazırlık dönemi sigarayı bırakmak için uygun bir zamandır. Oysa sigaranın zararlarını bilmesine rağmen birçok kişi sigara içmeye devam ediyor. Ancak en azından gebelik süresince sigara kesinlikle bırakılmalıdır. Sigara anne adayının beslenmesini bozarak, vücuttaki C vitamini seviyesini düşürür. Bebeklerin düşük doğum ağırlıklı doğma riskini artırır. Gebeliğe hazırlık e gebelik sırasında alkol tüketiminden de kaçınmak gerekir. Aksi takdirde doğumsal anomalilere neden olabilir. Kafein de gebelik döneminde uzak durulması gereken bir madde. Kahve, çay, kola gibi kafein içeren ürünlerin tüketimi mümkün olduğunca azaltılmalıdır.<span id="more-899"></span> </p>
<p>Soru: Gebelik öncesinde beslenme alışkanlıklarında dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir? </p>
<p>Op.Dr. Murat Taşdemir: Dengeli ve sağlıklı beslenme sağlıklı çocuk sahibi olabilmek için çok önemlidir. Çiftlerin sağlıklı beslenmesi yumurta ve sperm kalitesini ve döllenmeyi etkiler. Gebelik öncesi dönemde sağlıklı beslenme alışkanlıklarının edinilmesi ve bunların gebelik süresince devam ettirilmesi çok önemlidir. Düzenli beslenme alışkanlığı anne adayına, ailesine ve gelişecek bebeğin sağlığına katkıda bulunur. Gebelik öncesi dönemden itibaren temel besin gruplarının hepsinden her gün alınmasına, günde 3 öğün yemek yenmesine ve kalsiyum, demir, folik asit gibi önemli vitamin ve mineralleri içeren besinlerden yeterli miktarlarda alınmasına dikkat edilmelidir. İdeal diyet şöyle olmalıdır: </p>
<p>Protein: 4 porsiyon </p>
<p>Süt ve süt ürünleri: 4 porsiyon </p>
<p>Tahıl: 4 porsiyon </p>
<p>Yeşil sebze: 4 porsiyon </p>
<p>Sebze ve meyveler: 4 porsiyon </p>
<p>C vitaminli meyveler: 1 porsiyon </p>
<p>Soru:Hamilelik sırasında alınması zorunlu olan folik asit gebelik öncesinde de alınmalı mı?<br />
Op.Dr. Murat Taşdemir: Folik asit döllenmeden hemen sonra omurilik ve sinir sisteminin gelişmesinde önemli rol oynar. Gebelikten önceki 3 aylık dönemden itibaren günde 400 mg. folik asit takviyesi nöral tüp bozukluklarının oluşmasını engeller. Folik asit narenciyede, yeşil yapraklı sebzelerde, fındık, badem ve baklagillerde bulunur. Gebelik öncesi dönemden itibaren doğal besinlerle alınan folik asit yanında 400 mg folik asit içeren multivitaminler ve folik asit tabletlerini almak gerekir.<br />
soru: Hamilelik öncesinde ilaç kullanılmasında dikkat edilmesi gereken kriterler var mıdır?<br />
Op.Dr. Murat Taşdemir: Hamilelik dönemi ve öncesinde reçeteli veya reçetesiz satılan tüm ilaçları kullanmadan önce bu dönemde kullanılıp kullanılmayacaklarının araştırılması gerekir. Gebelik dışında kullanıldığında hiçbir yan etkisi olmayan ilaçlar bile gebelik sırasında bebeğe zarar verebilir. Herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmayan bir kadın menstural siklusunun ikinci yarısında gebe olduğunu düşünerek gerekli önlemleri almalı ve kendine zarar verebilecek şeylerden kaçınmalıdır. </p>
<p>kaynak: bebek.com </p>
<p>Yukarı </p>
<p>Bebek sahibi olmaya hazırmısınız?</p>
<p>Hamilelik, bebeğin ilk kalp atışlarının, ilk tekmelerinin sevinciyle gelen gerçek anlamda özel bir dönem; aynı zamanda çok da zahmetli! Vücut kendini bir bebeğin doğumuna hazırlarken, hormonlarda meydana gelen değişiklikler hem fiziksel hem de duygusal değişimlere yol açıyor. Elele Çocuk ve Aile Psikolojik Danışmanlık, Gelişim ve Eğitim Merkezi Psikolog ve Özel Eğitim Uzmanı Bihter Mutlu Gencer anne olmaya hazırlananlara önerilerde bulunuyor. </p>
<p>Hamilelikte birçok fiziksel değişiklik yaşanır. Tad ve koku alma duyularının farklı çalışmasıyla mide bulantıları başlar. Ancak bedensel değişimler kadar duygusal iniş çıkışlar da görülür, mizaç değişiklikleri oluşur. “İyi bir anne olabilecek miyim?” sorusu ise her anne adayı için hatırı sayılır bir endişe kaynağıdır. B,hter Mutlu, “Yaşanan bu değişimler kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir, hatta apayrı uçlarda olabilir. Bazı kadınlar oldukça mutlu ve enerjik iken, bazılarında sürekli bir yorgunluk hissi hakim olur. Bazı kadınlar otobüste kendisine yer verilmesi, elindeki paketlerin taşınması gibi davranışlar karşısında son derece mutlu olurken, bazıları tersine kendilerini aciz ve güçsüz hissedebilirler. Bu sürecin duygusal olarak nasıl geçirileceği anne adayının ve eşinin bir bebek sahibi olmaya, bu dönemin getireceği fiziksel değişimlere ve duygusal iniş çıkışlara ne kadar hazır olduğuyla elbetteki doğrudan ilişkisi var. Yine de hamileliğin getirdiği bütün bu değişimlerle başetmeye çalışırken bebek için duygusal olarak hazırlanmak oldukça güçtür.” diyor. </p>
<p>Bebeğe hazırlanmak ne demek?</p>
<p>Bu sorunun yanıtını Bihter Mutlu şöyle veriyor: &#8220;Bir danışanım, &#8216;bebeğe hazır olduğumu düşünürdüm hep, hiç te hazır olmadığımı o doğduğu zaman anladım; bebek dediğin yatırırsın uyur, yedirirsin yer, giydirirsin, saçını tarayıp kurdele takarsın, ben böyle sanırdım&#8217; demişti. Elbetteki bu süreçle ilgili kitaplar okumak, seminerlere katılmak gibi aktiviteler kişileri bebeğe hazırlamaya yardımcı olur. Ancak “bebeğe hazırlanmak&#8221; konusu için yapılacak en yararlı işlerden biri eşlerin bebekle ilgili iletişimidir.” </p>
<p>Bebeğe hazırlanmak genellikle evin bir odasını bebek için değiştirmek, duvar kağıdı, mobilya seçimleri, bebek giysileri, bebek arabası gibi ihtiyaçlar için alışverişe çıkma gibi algılanır. Tüm bunlar zevkli ve heyecanlı hazırlıklar, ancak anne baba adaylarının aynı zamanda psikolojik olarak ta hazırlık yapmaları, bu hazırlığı da birlikte yapmaları çok önemlidir. Çiftlerin bebekle ilgili beklentileri, bebek geldiğinde değişecek olan hayatlarıyla, edinecekleri yeni rol tanımlarıyla, işbölümü ve sorumluluklarla ilgili yapılması gereken gerçekçi konuşmalar genelde atlanır. Peki bunun için ne yapmak gerekir? Sorunun yanıtını Bihter Mutlu şöyle veriyor: “Eşler öncelikle neden çocuk sahibi olmak istediklerini birbirlerine sormakla konuşmaya başlayabilirler. Bu çocuğu aynı nedenlerle mi istediklerini tartışabilirler. Ayrıca, bebek deyince akıllarında hangi imajın oluştuğunu konuşabilirler. Akıllarında mama sandalyesinde bir bebek mi yoksa bir okul çocuğu imajı mı oluşuyor? Bazen eşlerden birinde henüz bir çocuk sahibi olmaya karar verme aşamasında bile çocukla ilgili planlar akılda oluşmuş olabiliyor. “Ata mı binse, baleye mi gitse yoksa piyano mu çalsa acaba? Hangi yuvaya, sonra da hangi özel okula gitse? Diğer eşin ise bu tip bir plan aklına bile gelmemiş olabiliyor. Eşlerin çocuklarını yetiştirme yöntemleri, vermek istedikleri değer yargıları nelerdir? İşte bu ve buna benzer soruların cevapları arasındaki uçurumlar, hamilelik sırasında ve bebek doğduktan sonra ilişkileri olumsuz etkiliyor. Cevaplar tıpatıp aynı olmasa bile böyle bir iletişimle birlikte anne baba adaylarının akıllarındaki bebek ve çocuk imajları paralel bir duruma ulaşabilir. Böylece, sağlıklı ve gerçekçi bir platformda, artık &#8216;aynı çocuk&#8217; için heyecanlanmaya ve plan yapmaya başlayabilirler. Bebekleriyle sağlıklı bir iletişim kurabilmenin de adımlarını sağlam atmış olurlar.&#8221; </p>
<p>kaynak: bebek.com </p>
<p>Yukarı </p>
<p>Anne olmak için doğru zaman</p>
<p>Annelik her kadının tatmak istediği bir duygu. Fakat yoğun iş hayatı ve kadınların sorumluluklarının hızlı artışı ileri yaşta anne olmayı beraberinde getiriyor. Annelik için doğru zaman hangisi? Geç yaşta anne olmanın yararları ya da zararları nelerdir? Bu soruların cevabını yazımızda bulacaksınız&#8230; </p>
<p>Bir kadın öncelikle bebek sahibi olmak isteyip istemediğine tam olarak karar vermelidir. Biyolojik saat çalışmaktadır ve zaman geçtikçe bu saatin tik tak&#8221;ları daha da yükselmektedir. Karar vermek sadece duygusal açıdan değil aynı zamanda sağlık açısından da zor olabilir. Yaş ilerledikçe artan riskler ve genetik faktörler, doğumun zor olup olmayacağı ve bütün bu soruların sonunda bekleyen &#8220;Ya hiç anne olamazsam &#8221;&#8221;korkusu. </p>
<p>Günümüzde ileri yaşta anne olmanın giderek yaygınlaştığını görüyoruz. Özellikle pek çok ünlü isim geç yaşta anne olmayı tercih ediyor. Patricia Hodge 42 yaşında anne olurken, Madonna ise 40 yaşında kızını dünyaya getirdi. Yoğun geçen sahne hayatları onların genç yaşta anne olmasını engellemişti. Bu kişilerin röportajlarını okuduğumuzda ise, hiçbirinin durumdan şikayetçi olmadıklarını ve olgun yaşta anne olmanın daha avantajlı olduğunu söylediklerini görüyoruz. Erken yaşta anne olmak ile ileri yaşta anne olmak arasında şimdiye kadar pek çok araştırma yapılarak her iki durum kıyaslanmış; yapılan arıştırmalar günümüzün değişen koşullarında pek çok kadının geç yaşta anne olmayı tercih ettiğini göstermiştir. </p>
<p>Umutsuz Omayin</p>
<p>Geç yaşta anne olmanın olumlu yanları ele alınacak olursa aslında durum hiç de düşünüldüğü kadar kötü değil. Bu annelerin doğumdan sonraki bir yıl içerisinde bebeklerini daha kolay ve bilinçli bir şekile emzirdikleri gözlenmiş. Ayrıca hamilelik süresince annelerin görünüşlerinden yana fazla bir şikayetleri olmadığı ve hamile vücutlarını daha kolay kabullenebildikleri de ortaya çıkmış, sekse karşı olan ilgilerinde ise bir azalma görülmemiş. Genç anneler ve ileri yaştaki anneler arasında yapılan araştırmaya göre, doğum sonrası duygusal depresyon ve kendini iyi hissetmek arasında bir fark yok. Her iki gruptaki anneler de doğum sonrasındaki bu zorlu duygulara karşı eşit şartlarda dayanıklılar. Doğum şekline gelince sezaryen ya da normal doğum olsun herhangi bir sorun yaşanmıyor ve duyulan ağrıda da bir fark yok. Peki geç yaşta anneliğin riskleri neler olabilir? Geç yaşta anne olmaya karar veren kadınların çoğunun en büyük düşüncesi genetik risklerin artacağı korkusudur. Genetik risklerin ileri yaştaki gebeliklerde artacağı doğrudur, fakat bunun dışında her doğumda olabilecek risklerde bir artış görülmez. Anormallik riski 20&#8221;li yaşlarda 2000´nde 1, 35 yaşlarında 365´te 1, 40´lı yaşlarda ise yüzde 1 şeklinde görülür. Sonuç olarak 40 yaşındaki bir annenin Down sendromlu bir çocuk sahibi olma riski yüzde 1´dir. Bu durumdan da anlaşılacağı gibi çocuğun sağlıklı doğma olasılığı ise yüzde 99´dur ve bu da hiç de az bir rakam değildir. Yine yapılan araştırmalar göstermektedir ki 30´lu yaşlardaki kadınların gerek sosyal gerekse psikolojik yönden daha güçlü olmaları bebek sahibi olduktan sonra hayatlarını daha güvenli ve bilinçli bir şekilde sürdürmelerini sağlar. Ayrıca bu yaşlardaki kadınların kendilerine olan güvenleri daha fazla olduğundan bebek sahibi olmaya daha rahat bir şekilde karar verebilirler. </p>
<p>Geç anne olanlar daha mı uzun yaşıyor?</p>
<p>&#8220;Geç yaşta anne olmak ömrü uzatır mı?&#8221; bu sorudan yola çıkan Harvard Sağlık Okulundan bir grup öğrenci aynı yıl doğan kadınlar üzerinde bir araştırma yapmışlar. Bu araştırmaya göre 40´lı yaşlarda doğum yapan kadınların daha erken yaşta doğum yapanlara göre daha uzun yaşadıkları ortaya çıkmış. Bunun açıklaması ise şöyle yapılmış; 40´lı yaşlarda anne olan kadınlar daha geç yaşta menopoza giriyorlar ve daha uzun yaşama şansları olabiliyor. Bu kadınların östorojen hormonu çalıştığından, yaşa bağlı olan hastalıklara, kalp problemlerine karşı da daha dayanıklı oluyorlar. </p>
<p>Bu durum halen tartışılabilirliğini koruyor. Erken ve geç yaşta anne olmakla ilgili bir başka tartışılan konu ise, genç annelerin daha hareketli ve enerjik olması ile ilgili. Genç anneler çocuklarıyla birlikte pek çok fiziksel aktiviteyi rahatlıkla paylaşabildiklerini, çocuk büyütmekle ilgili yorgunluklara daha rahat katlanabildiklerini anlatıyorlar. Sonuç olarak şartlar ve yaş ne olursa olsun önemli olan kadının kendisini bu sorumluluğa karşı hazır hissetmesi ve annelik duygusunu yaşamak istemesi. </p>
<p>&#8220;Bebeğinizi beklerken sizi neler bekler&#8221; kitabından alınmıştır. </p>
<p>kaynak: bebek.com </p>
<p>Yukarı </p>
<p>Ne kadar zamanda hamile kalabilirim?</p>
<p>Çiftler genelde hamile kalmamak için büyük çaba sarf ederler ve çeşitli yöntemlere başvururlar. Ancak bir bebek sahibi olmaya karar verdikleri anşaşırtıcı gerçekle karşılaşırlar. Bu şudur; aslında bir aylık adet periyodunda hamile kalacabileceğiniz zaman 4 gün kadar kısa bir zaman dilimidir. Bu kısazaman dilimi döllenmeye hazır olgun bir yumurtanın yumurtalığınızdan atılarak tüplerden rahme geçişine kadar olan zaman dilimini kapsar. Eğer bu 4günlük kısa dönemde yumurta döllenmezse adet kanamanız başlar. </p>
<p>Bu sebepten dolayı hamilelik şansınızı arttırmak için tam bu kısa yumurtlama döneminde ilişkiye girmeniz gerekir. Peki siz bu döneminizi nasılbelirleyebilirsiniz? Bunun için değişik metotlar vardır. İlk olarak adet günlerinizin tarihini kaydederek kendi adet takviminizi oluşturabilirsiniz. Özellikle düzenliadet gören hanımlarda bu çok işe yaramaktadır. Normalde kadınların adet dönemleri 24-36 gün arasında değişmektedir. Bir sonraki adet döneminintahmini başlangıcından 14 gün evveline gidildiğinde iki gün öncesini ve iki gün sonrasını alarak bu dört günlük zaman dilimini bulursunuz. Bu dört güniçinde bulunduğunuz adet döneminin ortalarına denk gelir. </p>
<p>Doğum kontrol yöntemi kullanmayan ve haftada 2-3 kez düzenli ilişkiye giren çiftlerin ilk yıl içinde hamilelik başarı oranları %80’dir.%10-15’i ise ikinciyılda başarıya ulaşırlar. Ancak ilk bir yıl içinde hamile kalamayanların kısırlık açısından tetkik edilmesi doğru olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/hamilelige-hazirmisiniz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte Hemoroid (Basur)</title>
		<link>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/hamilelikte-hemoroid-basur.html</link>
		<comments>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/hamilelikte-hemoroid-basur.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 12:17:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte basur]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte hemoroid]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bensum.gen.tr/?p=863</guid>
		<description><![CDATA[Basur olarak da bilinen hemoroid en sık görülen sorunlardan. Her üç kişiden birinde sorun yaratan veya yaratmayan hemoroid olduğu biliniyor. Hemoroid gebeleri de rahatsız ediyor. Anüste üç tip hastalık var. Bunlar hemoroid, fissür ve fistül. Makatın içindeki mukozanın altında bulunan damarların genişlemesi, bollaşması bir anlamda varis haline gelmesi hemoroid hastalığı. 
Hemoroid daha çok kimlerde görülür?
Normalde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Basur olarak da bilinen hemoroid en sık görülen sorunlardan. Her üç kişiden birinde sorun yaratan veya yaratmayan hemoroid olduğu biliniyor. Hemoroid gebeleri de rahatsız ediyor. Anüste üç tip hastalık var. Bunlar hemoroid, fissür ve fistül. Makatın içindeki mukozanın altında bulunan damarların genişlemesi, bollaşması bir anlamda varis haline gelmesi hemoroid hastalığı. </p>
<p>Hemoroid daha çok kimlerde görülür?</p>
<p>Normalde her insanda hemoroid var. Ama hastalık haline gelmesi bu damarların genişlemesi ve bollaşmasıyla olur. Çok çeşitli sebeplerle ortaya çıkan hastalık için kesin bir sebep söylemek pek de mümkün değil. Fakat kalıtsal özellikleri olduğunu biliyoruz. Kalıtsal özelliği olan insanlarda gebelik süreci beslenme düzensizliği vb. durumlarda hastalığın tetiklenme olasılığı oldukça yüksek. </p>
<p>Gebelik sürecinde hastalığı tetikleyen faktörler neler?<span id="more-863"></span></p>
<p>Gebelik sürecinde hastalığa eğilimi olan anne adaylarlarında hastalık oluşma riskinin artmasının sebebi, hamilelik döneminde mide bulantısı, aşerme gibi olayların ortaya çıkması ve beslenme alışkanlığının değişmesi. Bunun yanı sıra, bebeğin büyümesiyle birlikte hem rahmin büyümesi ve aşağı doğru basınç oluşturması hem de toplardamardaki basıncın artması da hastalığı tetikler. </p>
<p>Gebelikte hastalığı önlemenin yolu var mı?</p>
<p>- Beslenmeye dikkat etmek, </p>
<p>- İshal veya kabız olmamak, </p>
<p>- Düzenli dışkılama alışkanlığının edinilmesi, </p>
<p>- Posalı gıdaların tercih edilmesiyle hemoroid oluşumu riski önemli oranda azaltılabilir. </p>
<p>Gebelikte hemoroidin dezavantajları neler?</p>
<p>Bunun tatsız tarafı hastaya radikal bir ameliyat yapamamak ya da gebelik nedeniyle etkili ilaç kullanamamak. Ancak ufak tefek girişimlerle hastayı kısa dönemde rahatlatmaya yönelik girişimlerde bulunabiliyoruz. </p>
<p>Hemoroidin derecesine göre uygulanan tedavi yöntemleri değişir mi?</p>
<p>Hemoroid tedavisi derecelerine göre değişir: </p>
<p>Birinci derece hemoroid: Genellikle ameliyat gerektirmez ve medikal tedaviler yeterli olabilir. </p>
<p>İkinci derece hemoroid: Genellikle ilaç tedavisine yanıt alınamıyor. Hasta ya o şikayetlerle idare ediyor ya da geliyor ameliyat oluyor. Bu hemoroidin lastikle boğma, ışınla yakma veya iğneyle büzüştürücü tedavilere yanıt verme olasılığı yüksek. </p>
<p>Üçüncü ve dördüncü derece hemoroidler: Ameliyat gerekir. </p>
<p>Gebelikte hemoroid zarar verir mi?</p>
<p>Bebeğin zarar görmemesi için anneye radikal çözüm uygulayamamak sıkıntımız. Ağrısı çok olan bir hastalık olduğu için gebelikte maalesef anne bu ağrıyı çekmek zorunda kalıyor. Gebelikte karşılaşılan bu sorun hekimi de zorlayan, sıkıntıya sokan bir durum. Anne adaylarına önerim, hamile kalmadan önce birkaç dakikalık operasyonla bu sorunu gidermeleri. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/hamilelikte-hemoroid-basur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte Kabızlık</title>
		<link>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/gebelikte-kabizlik.html</link>
		<comments>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/gebelikte-kabizlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 12:13:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte kabızlık]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte kabızlık]]></category>
		<category><![CDATA[kabızlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bensum.gen.tr/?p=861</guid>
		<description><![CDATA[Gebelik surecinde bircok anne adayinin yasadigi ortak sorun kabizlik sorunudur, yazimizin devaminda gebelikte kabizligi onlemek icin yapilmasi gerekenleri ogrenebilirsiniz. 
Anne adaylarının pek çoğunun ortak sorunudur gebelik döneminde kabızlık. 
Hamilelikte oluşan hormonal değişiklikler, genişleyen uterusa (rahim) uyum sağlayabilmenizi kolaylaştırmak için kaslarınızı gevşetir. Bu gevşeme de bağırsak hareketlerinizin yavaşlamasına neden olarak kabızlığa yol açar. 
Gebelikte kabızlıktan dolayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebelik surecinde bircok anne adayinin yasadigi ortak sorun kabizlik sorunudur, yazimizin devaminda gebelikte kabizligi onlemek icin yapilmasi gerekenleri ogrenebilirsiniz. </p>
<p>Anne adaylarının pek çoğunun ortak sorunudur gebelik döneminde kabızlık. </p>
<p>Hamilelikte oluşan hormonal değişiklikler, genişleyen uterusa (rahim) uyum sağlayabilmenizi kolaylaştırmak için kaslarınızı gevşetir. Bu gevşeme de bağırsak hareketlerinizin yavaşlamasına neden olarak kabızlığa yol açar. </p>
<p>Gebelikte kabızlıktan dolayı oluşan rahatsızlığınızı azaltabilmek için:<br />
Posa içeriği yüksek besinler tüketebilirsiniz.<br />
Su alımınızı artırabilirsiniz.<br />
Kuru meyveleri belli miktarlarda tüketebilirsiniz.<span id="more-861"></span><br />
Fiziksel aktivitelerinizi size uygun olacak şekilde ayarlayabilirsiniz. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/gebelikte-kabizlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gebelikte (Hamilelikte) Kanama</title>
		<link>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/gebelikte-hamilelikte-kanama.html</link>
		<comments>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/gebelikte-hamilelikte-kanama.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 12:11:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[adet hamilelikte]]></category>
		<category><![CDATA[gebelikte kanama]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte adet görme]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte kanama]]></category>
		<category><![CDATA[Kanama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bensum.gen.tr/?p=859</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazimizda gebelik (hamilelik) doneminde yasanan kanamalar hakkinda bilgileri sizler ile paylasacagiz. 
Gebeliğin ilk 30 haftasında %22&#8242;ye varan kadında döl yolundan kanama görülebilir. Bunun %10 kadarı ise ilk 8 haftada oluşur. Bu dönemde görülen hafif geçici kanamalar fizyolojik kabul edilir. Genellikle gelişen embriyonun döl yatağı duvarına yuvalanması sebebiyle meydana gelir. Bu durum ikinci veya sonraki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yazimizda gebelik (hamilelik) doneminde yasanan kanamalar hakkinda bilgileri sizler ile paylasacagiz. </p>
<p>Gebeliğin ilk 30 haftasında %22&#8242;ye varan kadında döl yolundan kanama görülebilir. Bunun %10 kadarı ise ilk 8 haftada oluşur. Bu dönemde görülen hafif geçici kanamalar fizyolojik kabul edilir. Genellikle gelişen embriyonun döl yatağı duvarına yuvalanması sebebiyle meydana gelir. Bu durum ikinci veya sonraki gebeliklerini yaşayan kadınlarda, ilk kez gebe kalan kadınlara göre daha sık görülür. Bu duruma halk arasında üste görme adı verilir. Bu fizyolojik durum dışında; tüm gebelik boyunca herhangi bir dönemde oluşan, döl yolundan gelen kanamalar anormal olarak kabul edilmelidir. </p>
<p>Normal bir gebelik süresi ortalama 40 haftadır. Bu süreyi kabaca ikiye ayırabiliriz. </p>
<p>1.Kısım : 20 hafta ve daha öncesi olan kanamalar, </p>
<p>2.Kısım : 20 haftadan sonra olan kanamalar <span id="more-859"></span></p>
<p>Tüm gebeliklerin % 25 inde ilk 3 ayda kanama meydana gelir. Kanamanın adet kanamasından fazla olması, döl yolundan parçaların düşmesi veya kanamayla birlikte ateş ve karın ağrısının olması derhal tıbbi müdahale gerektiren durumlardır. </p>
<p>Gebeliğin ilk 3 ayında meydan gelen kanamalarda ilk akla gelen olasılık düşük tehdididir. Ancak her kanama düşükle sonuçlanmaz. Ağrı ile seyreden yoğun kanamalarda düşük olasılığı artar. Bu dönemde ultrasonografik olarak gelişmekte olan embriyonun kalp atışlarının görülmesi, gebeliğin sağlıklı olarak devam edeceğini % 90 – 97 garantiler. Anne yaşının ileri olması, embriyonun kalp hızının dakikada 90’dan az olması düşük olasılığını arttırır. Bu dönemde sağlıklı embriyonun kalp hızı dakikada 150 – 160 civarındadır. En uygun tedavi yatak istirahatıdır. Düşüğü önleyici amaçla progesteron içeren ilaçlar kullanılabilir. Ancak bunların faydalı olduğu yapılan çalışmalarda gösterilememiştir. Ancak üçten fazla düşüğü olan gebelerde progesteron kullanımı bazı durumlarda faydalı olabilir. </p>
<p>İlk 20 haftada görülen, döl yolundan olan kanamaların diğer sebepleri ise, dış gebelik ve üzüm gebeliğidir. </p>
<p>Dış gebelikte görülen vajinal kanama genellikle yoğun değildir. Birlikte kasık ağrısı olabilir. Kasık ağrısı genellikle tek taraflıdır. Bu durumda tanı kanda gebelik testi ve ultrasonografik tetkiklerin birlikte kullanılması ile konur. Erken dönemde tedavi; bazı seçilmiş olgularda ilaçla yapılabilir, gebelik haftası ilerlemiş olgularda ise tedavi ameliyattır. Çok ilerlemiş dönemde şiddetli karın ağrısı ve iç kanama oluşur. Bu durum acil ameliyat gerektirir. </p>
<p>Halk arasında üzüm gebeliği olarak anılan duruma tıp dilinde mol gebeliği adı verilir. Birkaç çeşidi olmakla birlikte en sık görülen formu hidatiform mol&#8217;dür. Üzüm taneleri büyüklüğünde çok sayıda parçanın düşürülmesi nedeniyle halk arasında bu ad verilmiştir. Bu kanamada genellikle ağrı yoktur. Tanı yine kan analizi ve ultrasonografinin birlikte kullanılması ile konur. Tedavisi döl yatağı içinin kürete edilerek gebeliğin boşaltılmasıdır. Bazen ek olarak ilaç tedavisi gerekir. </p>
<p>Gebeliğin ikinci yarısında görülen kanamalar (20. gebelik haftasından sonra) daha nadirdir. Tüm gebeliklerin %4&#8242;ünde bu tip kanamalar görülür. Bu kanamaların az bir kısmı döl yatağı ağzı hastalıkları veya vajinal mantara bağlıdır. </p>
<p>Yine az bir kısmı da “Plasenta Previa” dediğimiz durumda olur. Plasenta Previa&#8217;da bebeğin eşi döl yolunun ya tam ağzına yerleşmiştir, ya da ağza çok yakın bir yere yerleşmiş bulunmaktadır. Bu durum genellikle 34. gebelik haftası civarında kanamaya yol açar. Bu dönemde döl yatağı ağzı nispeten incelmeye ve açılmaya başlamıştır. Bu açılma sırasında burada yerleşmiş olan plasentada kısmi olarak yerinden ayrılarak kanamaya yol açar. Bu durum daha ziyade çok sayıda doğum yapmış, ileri yaştaki gebelerle, daha önce çok sayıda sezaryen geçirmiş gebe kadınlarda görülür. Tedavisinde yatak istirahatı ve döl yolu ağzının açılmasını engelleyici ilaçlar kullanılır. Bazen gebeye kan verilmesi gerekebilir. </p>
<p>Gebeliğin ikinci yarısında en sık kanamaya yol açan durum ise “Ablatio Plasenta” dır. Bebeğin eşinin yerinden erken ayrılması ile oluşur. Bu kanama yoğun miktarda olur. Karın ve kasık ağrısı ile birlikte seyreder. Hem annenin hem de bebeğin hayatını tehdit eden çok ciddi bir problemdir. Gebelik tansiyonu olan, sigara içen, karın bölgesine sert darbe alan gebelerde sık görülür. Acilen hastaneye başvurularak gebenin tedavi altına alınması gerekir. </p>
<p>Bir de halk arasında nişane denilen normal doğum eyleminin başlaması ile birlikte gelen kanlı ve sümüksü bir akıntı olur. Bu durum doğumun başladığının habercisidir. Döl yatağı ağzı rahim kasılmalarına bağlı olarak açılmaya başlar. Açılmanın olduğu bölgede ince damarlara çatlayarak kanamaya yol açar. Buradaki kanama az miktardadır. </p>
<p>Rahimde şekil bozukluğu olan gebelerde vajinal kanamanın olması erken haftalarda düşüğün, geç haftalarda ise erken doğumun habercisi olabilir. Bu durumda derhal doğum hekimine başvurulmalıdır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/gebelikte-hamilelikte-kanama.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nasıl Kolay Hamile (Gebe) Kalınır?</title>
		<link>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/nasil-kolay-hamile-gebe-kalinir.html</link>
		<comments>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/nasil-kolay-hamile-gebe-kalinir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 12:07:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik ve annelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik nasıl kalınır]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl kolay gebe kalınır]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl kolay hamile kalınır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.bensum.gen.tr/?p=856</guid>
		<description><![CDATA[Gebe kalınıp kalınamayacağı şüphesiz ki önceden bilinemez. Hiçbir hekim ya da kişi, hiçbir kimseye çocuğun olur ya da olmaz diye garanti veremez. Elbette yapılan incelemelerde rahmi, yumurtalıkları ya da testisleri olmayan çiftlerde doğal olarak gebelik olmayacağı bellidir. Ancak anatomik olarak hiçbir problem olmasa bile yapılan korunmasız geçen bir yılın sonunda çiftlerin %15’inde açıklanamayan bir şekilde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gebe kalınıp kalınamayacağı şüphesiz ki önceden bilinemez. Hiçbir hekim ya da kişi, hiçbir kimseye çocuğun olur ya da olmaz diye garanti veremez. Elbette yapılan incelemelerde rahmi, yumurtalıkları ya da testisleri olmayan çiftlerde doğal olarak gebelik olmayacağı bellidir. Ancak anatomik olarak hiçbir problem olmasa bile yapılan korunmasız geçen bir yılın sonunda çiftlerin %15’inde açıklanamayan bir şekilde infertilite (kısırlık) problemi olduğu unutulmamalıdır. </p>
<p>Gebe kalmaya karar verildiğinde doğal olarak ilk yapılacak şey korunmayı bırakmaktır. Uygulanan yönteme bağlı olarak üreme yeteneğinin geri dönmesi 0-3 ay kadar sürebilir. Örneğin uzun etkili korunma iğneleri kullananlarda 3-4 ay kadar bir süre gebelik oluşmayabilir. Spiralin çıkarılması, doğum kontrol hapının bırakılmasını takiben ise ertesi ay gebelik oluşabilir. <span id="more-856"></span></p>
<p>Gebe kalma şansını arttırmak için düzenli bir cinsel yaşam ve haftada en az 2-3 ilişki olmalıdır. Daha seyrek olan ilişkilerde de elbette gebelik oluşabilir ama olasılık daha az olacaktır. Bu şekildeki çiftlerin %70&#8242;i 6 ay içinde gebelik elde eder. hiçbir doğurganlık problemine sahip olmayan ve korunmayan bir çiftin ortalama hamile kalma şansı, her adet döneminde %25 civarındadır. </p>
<p>Gebe kalmak için en uygun dönem 28 günde bir adet gören kadında kanamanın başlangıcından itibaren 12-15. günlerdir. Çünkü bu dönemlerde sağlıklı bir kadının yumurtlaması olacaktır. </p>
<p>Yumurtlamanın gerçekleştiği anlaşılır mı?</p>
<p>Göğüslerde hassasiyet, karın bölgesi ve kasıklarda ağrı ve rahatsızlık hissi, vajinal akıntıların ve vajinada ıslaklığın artması gibi şikayetler yumurtlamanın gerçekleştiğinin işaretleridir. Ayrıca eczanelerde satılan yumurtlama belirleme testleri ile de yumurtlamanın gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenebilir. Eski bir yöntem olmasına rağmen vücut ısısı takibiyle de yumurtlama olup olmadığı anlaşılabilir. </p>
<p>Bu arada; ilişki sırasında kayganlaştırıcı olarak tükürük veya diğer krem vs. gibi maddelerin kullanılması spermlere zarar vererek hamileliği zorlaştırabilir. Ayrıca yer çekiminin etkisiyle ayakta veya oturur pozisyonda kurulan ilişkide ya da ilişkiden hemen sonra ayağa kalkıldığında spermlerin rahim ağzındaki açıklıktan geçmeleri zorlaşır, ilişki sonrası kadının bir süre sırt üstü yatması hamilelik ihtimalini artırabilir. </p>
<p>Hamilelik ve öncesindeki dönemde çiftlerin yüksek ısıya maruz kalmaktan kaçınmaları da uygun olur. Saunadan ve çok sıcak suyla banyo yapmaktan kaçınılmalıdır. Ayrıca bilgisayar ve televizyon ekranlarından yayılan elektromanyetik alanın da hamilelere zararlı olabileceği düşünülmektedir. </p>
<p>Bu zararlı etkiden korunmak için bilgisayar ekranından en az 80 cm. uzakta oturulması önerilir. Özellikle monitörlerin arka bölgelerinden uzakta oturmak gerekir. </p>
<p>Çiftlerin %15 inde 1 yılın sonunda gebelik olmaz. Bu çiftlerin infertilite araştırılması açısından hekime müracaatı gerekir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.bensum.gen.tr/saglik/kadin-sagligi/nasil-kolay-hamile-gebe-kalinir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
